14 Aralık 2013
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, cilt kanserine yakalanan kişinin
evinin yakınındaki baz istasyonunun kaldırılması talebini
reddeden yerel mahkeme kararını onadı. Yüksek Mahkeme, baz
istasyonunun limit değerlere ve güvenlik mesafelerine uygun
kurulduğunun anlaşıldığına işaret ederek, biyopsi raporuyla
belgelenen hastalığın baz istasyonundan kaynaklandığının ve
uygun illiyet bağının bulunduğunun ispatlanamadığını gerekçe
gösterdi.
Marmaris'te yaptırdığı biyopsi sonucu cilt kanseri teşhisi
konulan bir kişi, sağlığına zarar verdiği iddiasıyla evinin
yakınındaki baz istasyonunun kaldırılması istemiyle
mahkemeye başvurdu. Marmaris 3. Asliye Hukuk Mahkemesi,
davayı reddetti. Kararın temyiz edilmesi üzerine dosyayı
görüşen Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, yerel mahkemenin
kararını onadı.
Yargıtay 14. Hukuk
Dairesinin gerekçesinde, baz istasyonlarının, Elektronik
Haberleşme Kanunu uyarınca Bilgi Teknolojileri ve İletişim
Kurumunca (BTK) çıkarılan yönetmelikteki yer, ölçü ve limit
değerlere göre, verilen güvenik sertifikası gereğince
kurulan, günümüzde haberleşme ve iletişimin sağlanmasında
önemli yeri olan alıcı-verici antenleri sayesinde
elektromanyetik sinyalleri alma ve gönderme işlemi yapan
sistemler olduğu belirtildi.
"ŞEHİR DIŞINA ÇIKARILIRSA DAHA TEHLİKELİ"
DEDİLER
Baz istasyonlarının konuşmanın az olduğu kırsal alanlarda 35
kilometrelik, konuşma trafiğinin yoğun olduğu şehir
merkezlerinde ise 1-2 kilometrelik mesafe içinde hizmet
verebilen, çıkış güçleri oldukça düşük cihazlardan oluştuğu
kaydedilen gerekçede, şu tespitler yapıldı:
"Ulaşılan son teknolojik gelişmelere göre,
telefonla haberleşme veya iletişimin sağlıklı ve verimli
gerçekleştirilebilmesi için baz istasyonlarının bal peteği
benzeri hücresel bir yapıda ve her bir peteğin içinde de en
az bir baz istasyonu bulunacak şekilde kurulması zorunludur.
Her bir istasyon kapasitesi itibarıyla belirli sayıda
abonenin haberleşmesini sağlayabileceğinden, nüfusun yoğun
olduğu yerlerde daha çok baz istasyonu kurulması
gerekmektedir. Şehir dışına çıkarılmaları halinde hücresel
yapı bozulacağından, haberleşme ve iletişimin sağlanabilmesi
için gerek baz istasyonlarından abonelere gerekse
abonelerden baz istasyonlarına karşılıklı gereğinden çok
yüksek elektromanyetik dalgalar gönderilmek zorunda
kalınacak, toplum sağlığı olumsuz yönde etkilenecektir."
"BTK'NIN GÖREV VE YETKİSİNDE"
Elektronik Haberleşme Kanunu ve bu kanun
gereğince çıkarılan yönetmelik uyarınca, baz
istasyonlarının, sağlığa zarar vermeyecek şekilde, nerede,
nasıl, hangi ölçü ve limitler dahilinde kurulacağını
belirleme ve kurallarını koyma işlemlerinin BTK'nın görev ve
yetkisinde olduğu anımsatıldı.
Gerekçede, insan sağlığına etkileri konusunda başta DünyaSağlıkÖrgütü
olmak üzere Uluslararası İyonlaştırmayan Radyasyondan Koruma
Komisyonu (ICNIRP), Elektrik Elektronik Mühendisleri
Enstitüsü (IEEE) gibi birçok uluslararası kuruluşun
yaptıkları çalışmalar sonucunda birtakım sınır değerlerin
belirlendiği vurgulandı.
BTK tarafından yürürlüğe konulan yönetmelikte, Türkiye'de
geçerli olacak sınır değerin, İngiltere, Amerika, Kanada,
ICNIRP ve Avrupa Birliğinin kabul ettiği değerin yaklaşık
1/4'ü olarak kabul edildiği belirtilen kararda, sağlığa
zarar verdiği iddiası dışında, baz istasyonlarının
sertifikada belirtilen limit değerlere ve güvenlik
mesafesine uygun kurulmadığı, başlangıçta uygun kurulsa dahi
sonradan sertifikadaki limit değer ve güvenlik mesafelerine
aykırı davranıldığı gerekçesiyle kaldırılmasına ilişkin
talep ve itirazların, ilgili mevzuat gereğince BTK'ya
yapılması gerektiği hatırlatıldı.
Kurumun uygulamalarına ve kararlarına karşı, idari yargıda
dava açılması gerektiği kaydedilen kararda, davacının, baz
istasyonunun limit değerlere ve güvenlik mesafelerine uygun
olmasına rağmen zararlı olduğunu iddia etmesi halinde, idari
yargıda yönetmeliğin iptali davası açması gerektiği
vurgulandı.
"İDDİALARIN KANITLANMASI GEREKİR"
Adli yargıda görülecek davalarda ise davanın
kabul edilebilmesi için öncelikle baz istasyonunun
yönetmelikte belirtilen limit değerlere uygun bulunmadığı ve
sağlığa zarar verdiğine ilişkin iddiaların kanıtlanması
gerektiğine işaret edilen gerekçede, bunun için de öncelikle
ölçümleri yapacak bilirkişilerin nasıl seçileceği konusunun
açıklığa kavuşturulması gerektiği belirtildi.
Gerekçede, Elektronik Haberleşme Cihazlarından Kaynaklanan
Elektromanyetik Alan Şiddetinin Uluslararası Standartlara
Göre Maruziyet Limit Değerlerinin Belirlenmesi, Kontrolü ve
Denetimi Hakkında Yönetmelik gereğince güvenlik
mesafelerinin ölçümünün, üniversitelerin, elektrik
elektronik, haberleşme, fizik mühendisliği, fizik lisansı
veya elektromanyetik dalgalarla ilgili dersleri alarak
teknik bölümlerin birinden veya meslek yüksekokulu ile
liselerinin elektrik, elektronik haberleşme teknolojisi
(telekomünikasyon, haberleşme, haberleşme teknolojisi,
elektronik haberleşme), elektronikteknoloji(elektrik
elektronik, elektrik elektronik teknikerliği, elektronik,
endüstriyel elektronik) bölümlerinden mezun olan personel
tarafından, ölçüm işlemlerinin ise ölçüm sertifikası almış
personel tarafından yapılacağının hükme bağlandığı
hatırlatıldı.
Bu personelin taşıması gereken nitelikler ile ölçüm
sertifikası alınmasına ilişkin usul ve esasların da Kurum
tarafından çıkartılan tebliğ ile düzenlendiği kaydedilen
gerekçede, baz istasyonunun yönetmelikte belirtilen limit
değerlere ve güvenlik mesafesine uygun olup olmadığı,
davacının sağlığına zarar verip vermediği konusunda deliller
toplanıp, ilgili yönetmelik ve tebliğname hükümleri dikkate
alınarak belirlenecek uzman bilirkişiler marifetiyle keşif
yapılarak alınacak bilirkişi raporları ve tüm deliller
birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi
gerektiği ifade edildi.
Kararda, "Baz istasyonlarının uzun vadede sağlığa zarar
vereceği, verebileceği, baz istasyonlarından psikolojik
etkilenildiği, etkilenileceği şeklindeki kanıtlanması mümkün
olmayan somut iddialarla açılan davaların dinlenmesi mümkün
değildir" ifadesi kullanıldı.
Mahkemece yapılan araştırmalar ve dosyaya
konulan bilirkişi raporuyla tüm dosya kapsamına göre davaya
konu baz istasyonunun limit değerleri ve güvenlik
mesafelerinin uygun kurulduğu ve işletildiğinin anlaşıldığı
kaydedilen gerekçede, davacının sunduğu biyopsi raporuyla
belgelenen "deri ca" hastalığının davaya konu baz
istasyonunun işletilmesinden kaynaklandığı veya uygun
illiyet bağının bulunduğunun ispatlanamadığı belirtildi.
Kararda, bu olgular gözetilerek davanın reddedilmiş
olmasında bir yanılgı bulunmadığı kaydedildi.
Her türlü hakkı saklıdır.
Baz İstasyonları İle İlgili Bilmeniz Gerekenler
Baz istasyonlar
niçin kurulmaktadır?
Baz
istasyonları, gerekli görülen yerleşim birimlerinde, mobil
telefonlarla (cep telefonu) haberleşmeye yönelik kapsama alanı
sağlanabilmesi amacıyla kurulmaktadır. Baz istasyonların kapsama
alanına girmeyen bölgelerde mobil telefonlarla konuşmak mümkün
olmamaktadır.
Baz istasyonlar
nerelere kurulabilir?
Baz
istasyonları teknik özellikleri gereği hücresel yapıda
olduğundan şehir içlerinde düşük çıkış güçlerinde, kapsama
yapılması gereken yerlere Yönetmelik hükümlerine uyulması
kaydıyla kurulabilmektedir.
Baz
istasyonların kuruluşu için izin veren yetkili mercii kimdir?
5809 sayılı
Elektronik Haberleşme Kanunu Bilgi Teknolojileri ve İletişim
Kurumu’na baz istasyonlarınında içinde bulunduğu sabit
elektronik haberleşme cihazlarına yönelik düzenleme yetkisi
tanımıştır.
21/04/2011
tarihli ve 27912 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan “Elektronik
Haberleşme Cihazlarından Kaynaklanan Elektromanyetik Alan
Şiddetinin Uluslararası Standartlara Göre Maruziyet Limit
Değerlerinin Belirlenmesi, Kontrolü ve Denetimi Hakkında
Yönetmelik” hükümleri kapsamında Bilgi Teknolojileri ve İletişim
Kurumu tarafından yapılmaktadır.
Baz İstasyon
olan bir mevkiiye ikincisinin kurulmasındaki sebep nedir?
Baz
istasyonları teknik özellikleri gereği düşük çıkış güçlerinde ve
hücresel yapıda çalışmaktadırlar. Bu nedenle kaplamanın
sağlanamadığı yerlerde yeni baz istasyonları kurulabilir.
Baz istasyonu
hakkında şikayetler Kurumumuz Tüketici Şikayetleri Merkezine,
posta, e-posta, faks ile yapılmalıdır. Haberleşmenin
sağlanabilmesi amacıyla söz konusu cihazların bulunduğu yerden
kaldırılmasının talep edilmesi yerine, Yönetmeliğe uygun
faaliyet edip etmediğine veya Güvenlik Sertifikası alıp
almadığına veya ölçümü yapılıp yapılmadığına dair başvuru
yapılması daha uygun olacaktır. Bunun için gerekli müracaatlar
cihazın kullanıldığı yere göre ilgili Bölge Müdürlüklerimize
yapılabilir. İllere göre Bölge Müdürlüklerimizin dağılımı ise
yine Kurumumuz internet sayfasında bulunmaktadır.
Bölge/mıntıkamızda istemediğimiz baz istasyon için imza
toplayarak verilen dilekçenin etkisini, sonucunu ve iletmemiz
gereken yeri öğrenebilir miyiz?
Haberleşmenin
sağlanabilmesi amacıyla söz konusu cihazların bulunduğu yerden
kaldırılmasının talep edilmesi yerine, Kurum düzenlemelerine
uyulup uyulmadığı, Güvenlik Sertifikası ve ölçümler hususlarında
başvuruların Kuruma yapılması daha uygun olacaktır. Çünkü
Kurumumuz baz istasyonlarının Kurum düzenlemelerine uygun olup
olmadığını denetlemekte, uygun olmayanların uygun hale
getirilmesi veya kaldırılmasına karar vermektedir.
Yakın
çevremizdeki baz istasyonunun sağlığımıza zararlı olup
olmadığını öğrenmek için ölçüm yaptırmak üzere nereye
başvurmalıyız?
Kurumumuz
ilgili Bölge Müdürlüklerine veya Yönetmelik gereği Kurumumuzdan
Ölçüm Yetki Belgesi Alan Kuruluşlara başvurulabilir.
Baz
İstasyonlarının şehir dışına kurulmayıp da şehir içlerinin
tercih edilmesindeki sebepler nelerdir?
Baz
istasyonları teknik özellikleri gereği düşük çıkış güçlerinde ve
hücresel yapıda çalışmaktadırlar. Bu nedenle şehir dışlarına
taşınmaları teknik olarak mümkün değildir. Abone sayısına bağlı
olarak her geçen gün sayılarının artması teknik bir
zorunluluktur. Baz istasyonlarının sayılarının artması çıkış
güçlerinin daha da azalması anlamına gelmektedir.
Cep telefonları ile yapılan görüşmeler, baz istasyonları ile cep
telefonları arasında karşılıklı olarak gönderilen
elektromanyetik dalgalarla sağlanmaktadır. O nedenle cep
telefonuyla görüşme yapılırken baz istasyonu aboneye ne kadar
yakın olursa cep telefonu belli oranda çıkış gücünü azaltacak
ve abonenin daha az elektromanyetik alana maruz kalmasını
sağlayacaktır. Benzer şekilde baz istasyonu da aboneye yakın
olduğundan çıkış gücünü otomatik olarak azaltacaktır.
Baz istasyonu
kurmak için, yan komşumuzla yıllık, yüksek miktarda kira ödemek
şartı ile anlaşmışlar. Yapılabilecek bir şey var mı?
Kurumumuz
işletmecilerin üçüncü şahıslarla yaptığı anlaşmalarda taraf
değildir. Baz istasyonlarının kurularak hizmete verilmesi
aşamasında, Yönetmeliğin limit değerleri ve Güvenlik Mesafesi
hesabı kullanılmak suretiyle, sabit telekomünikasyon cihaz ve
sistemlerinin civarında insanların emniyet ve güvenle sürekli
bulunabilecekleri alanlar belirlenmektedir. Bu nedenle Kurumumuz
tarafından verilen Güvenlik Sertifikasının alınması ile olası
etkilerin minimum seviyeye indirilmesi amaçlanmıştır.
Güvenlik
sertifikası nedir ve verilmesindeki amaç nedir?
Güvenlik
Sertifikası bir baz istasyonun faaliyet gösterdiği yerde
Kurumumuz tarafından çıkartılan Yönetmelik hükümlerine göre
çalıştığı ve işletildiğinin belgesidir. Kurumumuzdan Güvenlik
Sertifikası almayan hiçbir baz istasyonunun faaliyetine izin
verilmemektedir.
Baz
istasyonlarının da dahil olduğu sabit elektronik haberleşme
cihazlarının, kurularak hizmete verilmesi aşamasında, Kurumumuz
tarafından 21/04/2011 tarihli ve 27912 sayılı Resmi Gazetede
yayımlanan Yönetmeliğin limit değerleri ve Güvenlik Mesafesi
hesabı kullanılmak suretiyle, sabit elektronik haberleşme cihaz
ve sistemlerinin civarında insanların emniyet ve güvenle sürekli
bulunabilecekleri güvenli alanlar belirlenmektedir.
Kurumumuz
tarafından sadece Yönetmelikte belirtilen limit değerlerin
sağlanması değil, sistemin kurulduğu yer ile ilgili ayrıntılı
bilgileri içeren teknik dosyaların hazırlanması da
istenmektedir. Teknik dosya içinde baz istasyonuna yönelik bazı
teknik bilgilerin (güvenlik mesafesi, yetkisiz erişim, coğrafi
koordinat, paratoner, cihaz çıkış gücü, anten kazancı vb.).
bulunması gerekmektedir. ,Yapılan değerlendirme sonucu söz
konusu cihazların teknik dosyada belirtilen krityerlere göre
kurulmasının uygun görülmesi halinde, işletmeciler tarafından
baz istasyonunun kurulma işlemlerine başlanılmaktadır.
Baz istasyonlarının
sağlığımıza zararı olup olmadığı konusunda ayrıntılı bilgileri
nereden temin edebilirim?
Söz konusu
bilgiler; Sağlık Bakanlığı, TÜBİTAK veya üniversitelerin
araştırma bölümlerinden temin edilebilir. TÜBİTAK tarafından
yayınlananElektromanyetik
Dalgalar ve İnsan Sağlığı konulu Raporda
konuya ışık tutmaktadır.
Baz
istasyonları sadece teknik özelliklerine göre mi kuruluyor?
Kurumumuz
tarafından sadece belirtilen limit değerlerin sağlanması değil,
sistemin kurulduğu yer ile ilgili ayrıntılı bilgileri içeren
teknik dosyaların hazırlanması da istenmektedir. (Paratoner,
Yetkisiz Erişim, Coğrafi Koordinat, Topraklama, Çıkış Gücü vb.)
Ayrıca baz istasyonu kurulacak yerlerin belirlenmesinde çevre
kriterlerinin de sağlanması bakımından, Kurumumuzca illerdeki İl
Mahalli Çevre Kurullarının da yer seçimine ilişkin görüşü
alınmaktadır.
Sadece şikayet
olması halinde mi ölçüm yapılmaktadır?
Güvenlik
Sertifikası almış bulunan baz istasyonları, Ölçüm Yetki Belgesi
almış kuruluşlarca ölçülmekte ve sonuçları Kurumumuza
iletilmektedir.
Bunun dışında
Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu, şikayet olsun veya
olmasın 10 kHz- 60 GHz frekans aralığında çalışan elektronik
haberleşme cihazlarının ölçüm ve kontrollerini yıllık plan
dahilinde yapmaktadır.
Ölçüm
yöntemleri ve denetlenmesi hakkında Yönetmelik sadece baz
istasyonları mı kapsıyor?
Hayır. Çıkış
gücü 5 watt’ın üzerinde olan ve 10 KHz – 60 GHz frekans bandında
çalışan tüm sabit telekomünikasyon cihazlarını kapsamaktadır.
Örneğin; sabit telsiz ve roleler, Radyo TV vericileri vb.
Şehir içinde baz
istasyonuna söz söylenemeyecek!
Yargıtay'dan 'baz istasyonu' kararı:
Baz istasyonlarının uzun vadede sağlığa zarar vereceği,
verebileceği, baz istasyonlarından psikolojik
etkilenildiği, etkilenileceği şeklindeki kanıtlanması
mümkün olmayan somut iddialarla açılan davaların
dinlenmesi mümkün değildi
ANKARA-
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, bazistasyonlarınınşehir
dışına çıkarılması halinde toplum sağlığının
olumsuz etkilenebileceğini belirtti.
Ankara'da bir vatandaş, evinin yakınındaki baz
istasyonunun "sağlığa zarar verdiği ve
tesislerdeki jeneratörlerin çıkardığı yüksek ses
nedeniyle gürültü kirliliği oluştuğu"
gerekçesiyle istasyonunun kaldırılması için dava
açtı.
Davaya bakan Ankara 2. Asliye Hukuk Mahkemesi,
istasyonun limit değerlere ve güvenlik
mesafesine uygun olduğu sonucuna varan bilirkişi
raporuna dayanarak davayı reddetti.
Kararın temyiz edilmesi üzerine dosyayı görüşen
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, yerel mahkemenin
kararını, "jeneratörlerin gürültü çıkardığı
iddiasıyla ilgili bilirkişi incelemesi
yaptırılmadığı" gerekçesiyle bozdu.
Daire'nin oybirliğiyle aldığı kararda, bazistasyonlarının,
"5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu
gereğince, Bilgi Teknolojileri ve İletişim
Kurumu (BTK) tarafından çıkarılan yönetmelikteki
yer, ölçü ve limit değerlere göre verilen
güvenlik sertifikası gereğince kurulan,
haberleşme ve iletişimin sağlanmasında önemli
yeri olan, genel olarak alıcı/verici antenleri
sayesinde elektromagnetik dalgaları alma ve
gönderme işlemi yapan sistemler" olduğu
belirtildi.
İstasyonların,konuşmanınaz
olduğu kırsal alanlarda 35 kilometrelik, konuşma
trafiğinin yoğun olduğu şehir merkezlerinde ise
1-2 kilometrelik mesafe içinde hizmet verebilen,
çıkış güçleri oldukça düşükcihazlardanoluştuğu
ifade edilen kararda, şu tespitler yapıldı:
"Ulaşılan son teknolojik gelişmelere göre,telefonlahaberleşme
veya iletişimin sağlıklı ve verimli
gerçekleştirilebilmesi için bazistasyonlarınınbal
peteği benzeri hücresel bir yapıda ve her bir
peteğin içinde de en az bir baz istasyonu
bulunacak şekilde kurulması zorunludur. Her bir
istasyon kapasitesi itibarıyla belirli sayıda
abonenin haberleşmesini sağlayabileceğinden,
nüfusun yoğun olduğu yerlerde daha çok baz
istasyonu kurulması gerekmektedir. Şehir dışına
çıkarılmaları halinde hücresel yapı
bozulacağından, haberleşme ve iletişimin
sağlanabilmesi için gerek baz istasyonlarından
abonelere gerekse abonelerden bazı
istasyonlarına karşılıklı gereğinden çok yüksek
elektromagnetik dalgalar gönderilmek zorunda
kalınacak, toplum sağlığı olumsuz yönde
etkilenecektir."
-ULUSLARARASI KURULUŞLARIN BELİRLEDİĞİ LİMİTLER-
5809 sayılı Kanun ve kanun gereğince çıkarılan
yönetmelik uyarınca, bazistasyonlarının,
sağlığa zarar vermeyecek şekilde, nerede, nasıl,
hangi ölçü ve limitler dahilinde kurulacağını
belirleme ve kurallarını koyma işlemlerinin
BTK'nın görev ve yetkisinde olduğu anımsatıldı.
Kararda, insan sağlığına etkileri konusunda
baştaDünyaSağlık
Örgütü olmak üzere Uluslararası İyonlaştırmayan
Radyasyondan Koruma Komisyonu (ICNIRP), Elektrik
Elektronik Mühendisleri Enstitüsü (IEEE) gibi
birçok uluslararası kuruluşun yaptıkları
çalışmalar sonucunda birtakım sınır değerlerin
belirlendiği vurgulandı.
BTK tarafından yürürlüğe konulan yönetmelikte,Türkiye'de
geçerli olacak sınır değerin, İngiltere,
Amerika, Kanada, ICNIRP veAvrupaBirliğinin
kabul ettiği değerin yaklaşık 1/4'ü olarak kabul
edildiği belirtilen kararda, sağlığa zarar
verdiği iddiası dışında, bazistasyonlarınınsertifikada
belirtilen limit değerlere ve güvenlik
mesafesine uygun kurulmadığı, başlangıçta uygun
kurulsa dahi sonradan sertifikadaki limit değer
ve güvenlik mesafelerine aykırı davranıldığı
gerekçesiyle kaldırılmasına ilişkin talep ve
itirazların, ilgili mevzuat gereğince BTK'ya
yapılması gerektiği hatırlatıldı.
Kurumun uygulamalarına ve kararlarına karşı,
idari yargıda dava açılması gerektiği kaydedilen
kararda, davacının, baz istasyonunun limit
değerlere ve güvenlik mesafelerine uygun
olmasına rağmen zararlı olduğunu iddia etmesi
halinde, idari yargıda yönetmeliğin iptali
davası açması gerektiği vurgulandı.
-İDDİALAR KANITLANMALI-
Adli yargıda görülecek davalarda ise davanın
kabul edilebilmesi için öncelikle baz
istasyonunun yönetmelikte belirtilen limit
değerlere uygun bulunmadığı ve sağlığa zarar
verdiğine ilişkin iddiaların kanıtlanması
gerekiğine işaret edilen kararda, bunun için de
öncelikle ölçümleri yapacak bilirkişilerin nasıl
seçileceği konusunun açıklığa kavuşturulması
gerektiği belirtildi.
Kararda, Elektronik Haberleşme Cihazlarından
Kaynaklanan Elektromanyetik Alan Şiddetinin
Uluslararası Standartlara Göre Maruziyet Limit
Değerlerinin Belirlenmesi, Kontrolü ve Denetimi
Hakkında Yönetmelik gereğince, güvenlik
mesafelerinin ölçümünün, üniversitelerin,
elektrik elektronik, haberleşme, fizik
mühendisliği, fizik lisansı veya elektromanyetik
dalgalarla ilgili dersleri alarak teknik
bölümlerin birinden veya meslek yüksekokulu ile
liselerinin elektrik, elektronik haberleşme
teknolojisi (telekomünikasyon, haberleşme,
haberleşme teknolojisi, elektronik haberleşme),
elektronik teknoloji (elektrik elektronik,
elektrik elektronik teknikerliği, elektronik,
endüstriyel elektronik) bölümlerinden mezun olan
personel tarafından, ölçüm işlemlerinin ise
ölçüm sertifikası almış personel tarafından
yapılacağının hükme bağlandığı hatırlatıldı.
Bu personelin taşıması gereken nitelikler ile
ölçüm sertifikası alınmasına ilişkin usul ve
esasların da Kurum tarafından çıkartılan tebliğ
ile düzenlendiği kaydedilen kararda, "Bazistasyonlarınınuzun
vadede sağlığa zarar vereceği, verebileceği, baz
istasyonlarından psikolojik etkilenildiği,
etkilenileceği şeklindeki kanıtlanması mümkün
olmayan somut iddialarla açılan davaların
dinlenmesi mümkün değildir" denildi.
Somut olayda, yerel mahkemenin, davaya konu baz
istasyonunun limit değerlere ve güvenlik
mesafesine uygun olduğu belirtilen bilirkişi
raporuna dayanarak davanın reddine karar verdiği
ifade edildi.
Baz istasyonunda kullanılan jeneratörlerin
gürültü yapıp yapmadığı konusunda inceleme
yapılmaksızın hüküm kurulduğuna işaret edilen
Daire kararında, mahkemece mahallinde yeniden
keşif yapılarak, jeneratörlerin gürültü
çıkardığı iddiası da değerlendirilerek, baz
istasyonunun komşuluk hukukuna aykırılık teşkil
edip etmediği konularında bilirkişilerden rapor
alınması ve sonucuna göre hüküm kurulması
istendi. (aa)
03.12.2010 - 10:58 | Son
Güncelleme: 03.12.2010-11:06
Bilim insanları,
her geçen gün görülme sıklığı artan kanser türlerinin
nedenlerini bulmaya, hastalığa ilişkin yeni tanı ve
tedavi metotları geliştirmeye çalışırken, bir yandan da
cep telefonlarının ve baz istasyonlarının kanserle
ilişkini tartışıyor.
Cep telefonunun sık kullanımının kansere
yol açabileceği ve baz istasyonlarının çevresinde
yaşayanların kansere yakalanma riskinin diğer
kişilere oranla daha yüksek olabileceği iddialarına
karşın, yurt dışında yapılan araştırmalar bu konuda
kesin kanıtlar ortaya koymuyor.
Alanda uzman hekimler, cep telefonu ve baz
istasyonlarının kanserle ilişkisinin, sigara kullanımı,
obezite, dengesiz ve sağlıksız beslenmenin yanında küçük
bir risk faktörü olabileceğini, bunların kanser
yaptığına dair henüz bir bilimsel araştırma sonucu
bulunmadığını belirterek, "Baz
istasyonlarının kapatılmasının çözüm değil, sorun teşkil
edebileceği" uyarısında bulunuyor.
Uzmanlar, "Bir baz istasyonu yerinden kaldırıldığında,
cep telefonları daha uzaktaki bir baz istasyonununa
ulaşmak için daha fazla güç harcayacaktır. Bu, cep
telefonunu kullanan kişinin daha fazla elektromanyetik
enerjiye maruz kalması anlamına gelir"
değerlendirmesinde bulunuyor.
Hacettepe Üniversitesi (HÜ) Onkoloji
Enstitüsü Prevantif Onkoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof.
Dr. İsmail Çelik, yaptığı açıklamada, teknoloji
korkusunun yani "teknofobinin" insanlarda kanser riski
açısından tedirginlik yarattığını; ancak bilimsel
verilere dayanmayan bilgilerin doğruluktan ziyade yanlış
olduğunu ve kansere yol açtığı kanıtlanmış
nedenlerden uzaklaşılmasına yol açabildiğini söyledi.
"Teknofobinin son kurbanlarından birinin cep
telefonları" olduğunu ifade eden Çelik, daha çok
dedikodu şeklinde ama dalga dalga yayılan
diğer teknofobik ürünlerin ise televizyon, mikrodalga
fırınlar, bulaşık makineleri gibi sık kullanılan
cihazlar olduğunu belirtti.
Çelik, bu tür teknolojik cihazların kanser nedenleri
içinde listenin "son sıralarında bile yer almadıklarını"
vurgulayarak, kansere yol açan gerçek nedenlerin
genellikle çevresel ve yaşam tarzı kökenli olduğuna
dikkati çekti. Çelik, "Tütün ve tütün mamulleri
kullanımı, beslenme alışkanlıkları, şişmanlık, fizik
aktivite azlığı, alkol kullanımı, çeşitli enfeksiyonlar
(Hepatit B ve Human Papilloma virüsleri) ve bilinçsiz
güneş ışığı maruziyeti kansere yol açan nedenlerin yüzde
90-95’ini oluşturur" diye konuştu.
Çelik, dünya genelinde iki milyardan fazla kişinin cep
telefonu kullandığının tahmin edildiğini ve bu sayının
gün geçtikçe arttığını belirterek,
2000 yılında her yüz kişiden 12’sinin cep telefonu
kullandığını, bu sayının 2007’de her yüz kişide 50’ye
yükseldiğini söyledi.
"BAZ İSTASYONLARININ
KAPATILMASI SORUN TEŞKİL EDER"
Baz istasyonlarının kansere yol açtığı
yönündeki iddialarla ilgili olarak da değerlendirmede
bulunan Çelik, yapılan yurt dışı kaynaklı çalışmalarda
şu ana kadar baz istasyonlarının kansere yol açtığına
dair kanıtlanmış bir bilgi bulunmadığını belirtti.
Çelik, baz istasyonlarının yerleşim yerlerinde
bulunmasının kansere yol açıp açmadığına yönelik
tartışmalar hakkında da şunları kaydetti:
"Bir baz istasyonu yerinden kaldırıldığında, cep
telefonları daha uzaktaki bir baz istasyonununa ulaşmak
için daha fazla güç harcayacaktır. Bu, cep telefonunu
kullanan kişinin daha fazla elektromanyetik enerjiye
maruz kalması anlamına gelir. Bu kapsamda, baz
istasyonlarının kapatılmasının çözüm değil bizzat sorun
teşkil edeceği unutulmamalıdır."
İsmail Çelik, bir diğer önemli konunun da piyasada
"radyasyon önleyici" ya da "radyasyon koruyucu", "EMR
azaltıcı" gibi lanse edilen filtre, yapışkan, çip gibi
ürünlerin bilimsel olarak etkinliğinin mevcut
olmadığını vurguladı. Bu tür ürünlerin "gereksiz emniyet
duygusu yaratması" açısından da ayrıca sakıncalı
olduğunu ifade eden Çelik, bireysel korunma için cep
telefonları ile konuşurken kulaklık kullanılmasının
yeterli olduğunu belirtti.
Çelik, Mayıs 2010’da cep telefonu-kanser ilişkisi, Kasım
2010’da da baz istasyonu-kanser ilişkisi bölümlerinin
sunulduğu ve aralarında Almanya, Danimarka, Avustralya,
Fransa, Finlandiya, İngiltere, İsrail, İtalya,
Japonya, Kanada, Yeni Zelanda, Norveç ve İsveç’in olduğu
13 ülkede 14 bini aşkın kullanıcı üzerinde Uluslararası
INTERPHONE araştırma raporu hazırlandığını
anımsatarak, "Rapor, baz istasyonu maruziyetinin ve cep
telefonu kullanımının kanser riskini artırmadığını
göstermektedir" diye konuştu.
Kanserden korunmak için yaşam biçiminin
değiştirilmesinin ve sigara dumanına maruziyetin ortadan
kaldırılmasının, sağlıklı beslenilmesinin, obeziteden
kaçınılmasının ve fiziksel aktiviteye önem verilmesinin
yeterli olduğuna işaret eden Çelik, "Günümüz modern
toplumunda yaşayan herkesin biraz teknofobik olmaya
hakkı vardır ama korkmayın teknofobi kansere yol
açmaz" dedi.
Bu arada, Sağlık Bakanlığı Kanserle Savaş Daire Başkanı
Prof. Dr. Murat Tuncer de baz istasyonlarının kanser
riskini arttırdığına dair bilimsel veri olmamasına
karşın tedbirli olunması gerektiğini belirterek, baz
istasyonlarının yerleşim yerlerine 100 metre mesafede
bulunmasının uygun olduğunu söyledi.
Uzun zamandır tartışılan baz istasyonlarının şehir dışına
çıkarılması konusunda farklı görüşler mevcut. EMO ve EMO Ankara
Şubesi ile Ankara Tabip Odası, baz istasyonlarının şehir dışına
çıkarılma kararını doğru bulurken, BTK, MOBİLSAD, TÜBİSAD, Teknoloji
Bilgilendirme Platformu baz istasyonlarının şehir dışına
çıkarılmasına karşılar.
Baz istasyonlarının insan sağlığına zarar verip vermediği uzun
yıllardan beri tartışılan bir konu. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun
baz istasyonlarının şehir dışına taşınmasına yönelik verdiği son
karar, tartışmaları yeniden başlattı. Söz konusu insan sağlığı
olduğundan baz istasyonları, kamuoyu tarafından da dikkatle
izleniyor. Oturduğu apartmanın yakınındaki elektrik direğine baz
istasyonu takılan bir vatandaş, kızma lenf kanseri teşhisi
konduğunu, uzmanların baz istasyonlarının radyasyon yaydığını
söylediğini, durumun aile açısından yıkıma neden olduğunu ve
istasyonun faaliyetine devam etmesinin aile bireylerinin sağlığını
olumsuz etkilediğini belirtmiş, baz istasyonunun kaldırılması için
dava açmıştı.
Davaya bakan Ankara 1. Asliye Hukuk Mahkemesi, "zamanının çoğunu
evinde geçiren davacının ve aile bireylerinin, baz istasyonu ile
karşı karşıya kalmasının psikolojilerini olumsuz etkilemesinin doğal
bir sonuç" olduğuna, "uzun zaman diliminde insan sağlığına zarar
vereceği, insanların psikolojik yapısında tedirginlik ve ümitsizlik
yarattığı, bu nedenle şehir dışına çıkarılmasına karar verdi.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu da yerel mahkeme kararını oy çokluğuyla
onadı.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun verdiği 2012/4-147 Esas Sayılı kararı
üzerine kurumlar, konuyla ilgili açıklamalarda bulundular. Bilgi
Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK), Mobil Servis Sağlayıcı
İşadamları Derneği (MOBİLSAD), Elektrik Mühendisleri Odası EMO,
Bilişim Sanayicileri Derneği (TÜBİSAD). Ankara Tabip Odası, Elektrik
Mühendisleri Odası (EMO) ile EMO Ankara Şubesi ve Teknoloji
Bilgilendirme Platformu bu konuda açıklama yapanlar arasında. Ankara
Tabip Odası, EMO ve EMO Ankara Şubesi, Kurul kararının doğru
olduğunu savunurken, diğer kurumlar baz istasyonlarının şehir dışına
çıkarılmasına karşılar.
Baz istasyonlarının şehir dışına çıkarılmasının iletişime önemli bir
darbe vuracağını belirten Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu
(BTK) Başkanı Tayfun Acarer, bu istasyonların iletişimin yanı sıra
acil yardım, ekonomi ve araç takip sistemleri gibi hizmetler için de
gerekli olduğunu vurguladı.
BTK BAŞKANI TAYFUN ACARER.TÜRKİYE‘DEKİ BAZ İSTASYONLARI EN GÜVENİLİR
ŞEKİLDE ÇALIŞIYOR
Acarer, baz istasyonları söküldüğü için iletişim kuramayan ve acil
yardıma ihtiyacı olacak insanların düşünülmesi gerektiğini, mobil
iletişimin haberleşme için çok önemli olduğunu, bu sistemlerin baz
istasyonuna ihtiyaç duyduğunu aktarıyor. Yasanın kendilerine verdiği
yetki ile mobil iletişimin sürdürülebilir olması için
çalıştıklarını, e yönetmeliklerin yürürlükte olduğunu ve baz
istasyonu kurulumlarının buna göre yapıldığını söyleyen Acarer,
Türkiyedeki baz istasyonları ve cep telefonlarının en düşük
verilerde, en güvenilir şekilde çalıştığını kaydediyor.
Türkiye‘deki baz istasyonlarının yaydığı ışıma için uygulanan limit
değerleri, Avrupa‘dakinin dört kat altında
Türkiye‘deki baz istasyonlarının yaydığı ışıma için uygulanan limit
değerlerin, Avrupadakinin dört kat altında. 10 Volt/ metre olarak
belirlendiğini ifade eden Acarer, baz istasyonlarının insan
sağlığına zarar verdiğine yönelik somut veri ve kanıt olmadığını,
baz istasyonlarının şehir dışına çıkarılarak mobil haberleşmenin
kullanılmasının mümkün olamayacağını dile getiriyor.
BTK Başkanı Acarer, "Baz istasyonlarının şehir dışına çıkarılmasına
yönelik her türlü karar ülkemizde hızla gelişen mobil teknolojilerin
kesintiye uğramasına yol açacaktır. Mobil iletişime büyük bir darbe
vuracaktır. Çünkü baz istasyonlarının şehir dışına çıkarılması
demek, mobil teknolojilerin kullanılamaz hale gelmesi anlamını
taşımaktadır" şeklinde konuşuyor.
Baz istasyonlarının sadece mobil iletişim sağlanması açısından
değerlendirilmemesi gerektiğine işaret eden Acarer, "Baz
istasyonlarını, acil yardım ve araç takip sistemleri gibi
hizmetlerin sağlanması kapsamında da değerlendirmeliyiz. Mobil
iletişim araçları ve baz istasyonları sayesinde Van depreminde pek
çok insanımızın hayatı kurtarıldı. Baz istasyonlarının şehir dışına
çıkanlmasi; hem insanımızın iletişim özgürlüğüne, hem sağlığına, hem
de hayatına yönelik olumsuzlukları beraberinde getirecektir." diyor.
KEREM ALKIN: BAZ İSTASYONLARININ ŞEHİR DIŞINA TAŞINMASI İLETİŞİM
HAKKININ ENGELLENMESİ ANLAMINA GELİR
Baz istasyonlarının şehir dışına taşınmasına yönelik yargı kararına
için görüş bildiren Mobil Servis Sağlayıcı İşadamları Derneği
(MOBİLSAD) , haberleşme özgürlüğünün Anayasada "Herkes haberleşme
hürriyetine sahiptir" ibaresi ile güvence altına alındığına dikkat
çekiyor.
MOBİLSAD Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Kerem Alkin, insanlık
hakkı olan haberleşmenin, baz istasyonlarının şehir dışına taşınması
ile elimizden alınacağını düşünüyor. Baz istasyonlarının şehir
dışına taşınmasına yönelik yargı kararını değerlendiren Alkin‘in
konu hakkındaki görüşleri şöyle: "Haberleşme ve iletişimin bir
insanlık hakkı olduğu TC. Anayasamızın 22 Maddesine ‘1 ierkes
haberleşme hürriyetine sahiptir‘ ibaresi ile güvence altına
alınmıştır. İnsanlık hakkı olan haberleşme, baz istasyonlarının
şehir dışına taşınması ile bizlere verilen bu hakkın engelleneceği
anlamına gelmektedir"
Baz istasyonları şehir dışında olsaydı, Van Depremi‘nde enkazdan
kurtarılan kaç kişi olurdu?
Mobil haberleşmenin sadece normal günler için değil, özellikle
olağanüstü günler için daha da büyük önem arz ettiğini belirten
Alkin sözlerini şöyle sürdürüyor: "Eğer yargı kararı uygulanarak baz
istasyonları şehir dışına alınsaydı, cep telefonları sayesinde son
Van Depremi‘nde enkazdan kurtarılan kaç kişi olurdu?‘sorgusunu
yapmamız gerekiyor Sadece depremde değil, dağda yoğun kar yağışı,
tipi nedeniyle ya da yolunu kaybettiği için donmaktan kurtarılan
insanlarımız, hep baz istasyonların stratejik noktalara
konuşlandırılması sayesinde kurtarılıyor. Eğer, baz istasyonları
şehir dışına çıkarılırsa, güvenlik birimlerinin terörle mücadele,
kaçırılan veya kaybolan vatandaşlarımızın izini bulmak dahil,
güvenlik açısından da ciddi sorunlar yaşanacak" Alkin, ekonomik
ölçekte, sektörleri derinden etkileyecek yasal düzenlemeler ve yargı
kararlarında, sektörün en büyük dilek ve umudunun, sosyo - ekonomik
etki analizinin çok detaylı yapılması olduğunu da söylüyor.
ANKARA TABİP ODASI VE EMO ANKARA ŞUBESİ: YARGI KARARLARINDA BAZ
İSTASYONLARININ İNSAN SAĞLIĞI VE YAŞAMINA VERDİĞİ ZARAR DİK KATE
ALINMIŞTIR
Ankara Tabip Odası ve EMO Ankara Şubesi tarafından hazırlanan "Cep
Telefonları ve Baz İstasyonları-Merak Edilen Sorular ve Yanıtları"
isimli 16 sayfalık çalışmada ise cep telefonları ve baz
istasyonlarının olası sağlık etkileri konu alınmış. "Elektromanyetik
Radyasyonun Dolaylı Sağlık Etkileri" başlığı altında konuya ilişkin
yargı kararları ve diğer konular incelenmiş. 25 dipnotlu çalışmada
12 soru ve cevapları yer alıyor.
Hangisi vazgeçilmez? Yaşam, mülkiyet ve haberleşme hakkı...
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun (YHGK) baz istasyonlarının yerleşim
yerlerinde kurulup kurulamayacağı konusunda, insan ve toplum sağlığı
lehinde önemli bir karar verdiğini bildiren çalışma, "yaşam
hakkı‘nın "mülkiyet", "haberleşme" vb. haklar karşısında öncelikle
gözetilmesi gereken bir hak olduğuna ve baz istasyonlarının yaydığı
elektromanyetik radyasyondan toplumu en makul düzeyde koruma
gereğine işaret edildiğine vurgu yapılıyor. Çalışmada Kurulun davaya
konu baz istasyonun konutların olmadığı bir başka yerde kurulması
olanağının da bulunduğunu dikkate alarak, konuta yakın kurulan baz
istasyonunun kaldırılması yolundaki yerel mahkeme kararını onaması
ise olumlu bulunuyor. Yargı kararlarının baz istasyonlarının insan
sağlığı ve yaşamına verdiği zararın dikkate alındığı ve yerleşim
yerlerine yakın yerlerde kurulan baz istasyonlarının kaldırılmasına
karar verildiği aktarılan çalışma, bu doğrultudaki yargı kararların
örnek gösterilebileceğini aktarıyor.
ELEKTRİK MÜHENDİSLERİ ODASI: HALK SAĞLIĞINI KORUMAYA YÖNELİK GEREKLİ
ÖNLEMLER ALINMALI
Baz istasyonlarının şehir dışına taşınmasına yönelik karar ile
ilgili yazılı bir açıklama yapan Elektrik Mühendisleri Odası ise
halk sağlığını korumaya yönelik gerekli önlemlerin alınmasını, yeni
ve daha tehlikeli sorunlar yaratmadan baz istasyonları konusunda
kamu yararı temelli acil çözümler üretilmesini ön plana çıkarıyor.
Baz istasyonlarının oluşturduğu elektromanyetik kirlilik ve insan
sağlığına olası olumsuz etkileri açısından yarattığı tehlikede yeni
bir dönemece girildiğine değinilen açıklamada, siyasal iktidarın ve
düzenleyici kurumun kamu sağlığını koruyacak ve halkı ikna edecek
ölçüde gerekli önlemleri almamış olmasının sorunu başka bir boyuta
taşıdığı belirtiliyor.
Yargının verdiği elektromanyetik kirlilik ve insan sağlığı
üzerindeki tehdit karşısında baz istasyonlarının şehir dışına
taşınması kararının, sorunu teknik olarak içinden çıkılmaz bir hale
getirdiğine değinilen açıklamada özetle şunlar ifade ediliyor:
"Baz istasyonlarının denetim dışı, gizlisaklı olarak, kamunun onayı
olmaksızın istenilen her yere kurulması halkın sağlığını tehlikeye
atarken, yeni alınan kararla baz istasyonlarının şehir dışına
taşınmasıyla da halk sağlığının güvence altına alınamayacağı
ortadadır. Kararla birlikte daha yüksek güçte ışıma yapan,
dolayısıyla kuruldukları bölge için daha fazla tehlike içeren
istasyonlar olacak. Uzaklık nedeniyle istenilen iletişim seviyesine
ulaşılamayacak ve bu durum baz istasyon sayısını artırırken; cep
telefonlarının da iletişimi gerçekleştirebilmek için daha tehlikeli
bir düzeyde ışıma şiddetini yükseltmelerine yol açacak. Ne yazık ki
telekomünikasyon sektörünün piyasa ve kar öncelikli yapılara teslim
edilmiş olması nedeniyle bilimsel ve teknik anlamda gerekli
işbirliği ortamı yaratılamamış, kamu yararı öncelikli düzenlemeler
yapılamamış, yurttaşların kaygıları giderilememiştir En başta ortak
baz istasyonu kullanımı zorunluluğu getirilmeli, gereksiz telefon
kullanımını özendirici kampanyaların yapılması önlenmelidir."
TÜBİSAD: BAZ İSTASYONLARININ ŞEHİR İÇİNE KURULMASI TEKNİK BİR
ZORUNLULUKTUR
Kurul‘un baz istasyonu ile ilgili olarak vermiş olduğu 2012/4-147
Esas Sayılı kararı ile ilgili olarak görüşlerini açıklayan Bilişim
Sanayicileri Derneği (TÜBİSAD), "bilimsel gerekçelere dayanmadan,
sübjektif sebeplerle sökülmesini konu edinen bu kararın" ve
geliştirilecek uygulamaların ülkemizin ekonomik ve sosyal gelişimine
etkisinin önemine dikkat çekiyor.
Ülkemizde kullanılan baz istasyonlarının, diğer ülkelerde uygulanan
sistemlerle aynı olduğunu, baz istasyonlarının, uluslararası
standartlardaki değerler içinde düşük çıkış güçlerinde ve hücresel
yapıda çalıştığını belirten TÜBİSAD, basit tanımıyla baz
istasyonunun cep telefonu ile haberleşme için kullanılan bir anten
ile bir radyo verici alıcısından oluşan bir sistem olduğunu; mobil
telefonların, diğer mobil telefonlarla ve sabit ağ telefonlarıyla
baz istasyonları üzerinden kurdukları bağlantılar ile görüşme
yapılabildiğini açıklıyor. Açıklamada özet olarak şunlar iletiliyor:
"GSM. 3. nesil gibi haberleşme sistemleri hücresel yapıdadır ve
iletişimin kesintisiz sağlanabilmesi için bu hücrelerin dolayısıyla
baz istasyonlarının birbiri arasında kapsama alanı boşluğu
bulunmayacak şekilde kurulması gereklidir. Bunun için baz
istasyonlarının televizyon vericileri gibi sadece şehir dışında
kurulması imkanı bulunmamaktadır. Ayrıca. GSM teknolojisi TV. radyo
gibi yayınlardan farklı olarak çift yönlü bir iletişim
sağlamaktadır. Bu sebeple, baz istasyonunun sinyalinin telefon
cihazına erişmesi kadar telefon sinyalinin baz istasyonu antenine
erişmesi de gereklidir. Ancak telefon cihazı büyük bir sinyal
şiddeti sağlayamayacağı için baz istasyonuna yakın olmak
durumundadır. Baz istasyonlarının şehir içlerine kurulması tüm
dünyada olduğu gibi ülkemizde de teknik bir zorunluluktur."
Baz istasyonları, uluslararası standartlardaki değerler içinde düşük
çıkış gücü ile çalışıyor
Açıklama da BTK‘ya ve baz istasyonları için belirlenen limit
değerlere de atıfda bulunuluyor: "Yetkili kurum olan Bilgi
Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK), AB ülkelerinin de tercih
ettiği ve dünyada en çok tercih edilen otorite olan ICNIRP‘yi
(Uluslararası İyonlaştırmayan Radyasyondan Koruma Komisyonu)
referans almaktadır. IRCNIP‘nin baz istasyonları için belirlediği
limit değer 41,2 Volt / metre iken, Türkiye‘de BTK‘nın belirlediği
limit değer 10,23 Volt/ metre olarak uygulamaktadır. Buna göre
Türkiye‘de baz istasyonları dört kat daha güvenlidir. Baz
istasyonlarının kaldınlmasına yönelik uygulamalarda bu bilimsel
gerçek ışığında bakılmalıdır. Baz istasyonlannın kaldırılması
ve/veya şehir dışına taşınmaları halinde modern toplumlar için hava
ve su gibi yaşamsal bir gereklilik olan ve bir kamu hizmeti olan
mobil iletişim hizmetlerinin sunulması mümkün olmayacaktır."
TEKNOLOJİ BİLGİLENDİRME PLATFORMU: BAZ İSTASYONLARININ SAĞLIĞA
ZARARLI OLDUĞU İSPATLANMADI
Karar sonrasında mobil iletişim ve baz istasyonları konusunda bir
broşür hazırlayan ve broşürde baz istasyonlarının olmadığı durumda
bazı önemli hizmetlerin verilemeyeceğine dikkat çeken Teknoloji
Bilgilendirme Platformu. "Baz İstasyonu Hakkında Bilinmesi
Gerekenler. Yanlış Bilinenler" başlıklı bir broşür hazırlamış.
Broşürde baz istasyonlarının çalışma prensipleri, kamufle edilme
sebepleri gibi bilgiler verilirken, baz istasyonlarının şehir dışına
çıkarılması durumunda mobil iletişimin aksayacağı ve hatta biteceği,
çoğu hizmetin verilemeyeceği kaydediliyor.
Baz istasyonları ve baz istasyonlarından yayılan elektromanyetik
dalgaların sağlığı olumsuz etkilediğine dair kanıtlanmış bilimsel
sonuçlar olmadığına dikkat çekilen broşürdeki açıklamalar özetle
şöyle:
Baz istasyonları estetik açıdan çevreyle uyumlu hale getirilmeli
"Ulusal ve uluslararası bilimsel çalışmalar, elektromanyetik
dalgaların kanser, baş ağrısı, baş dönmesi, halsizlik, yorgunluk,
katarakt, düşük ya da sakat doğum gibi hastalıklara sebep olduğunu
gösteren sonuçlar ortaya koymamaktadır. Özellikle baş ağrısı, baş
dönmesi, halsizlik ve yorgunluk gibi şikâyetlerin temelinde
elektromanyetik ışımaların etkisinden ziyade psikolojik etkilenmeler
yani yanlış veya eksik bilgilendirmelerden doğan ‘Elektrofobi‘
yattığı bilinmektedir."
Baz istasyonlarının kamufle edilmesinin sebeplerine de değinilen
broşür, en önemli sebebin baz istasyonlarının kentsel yapıya uygun
olacak şekilde herhangi bir kirliliğe yol açmadan estetik açıdan
çevreyle uyumlu hale getirilmesi olduğunu aktarıyor.
(Telecom.tr; 01.08.2012)
ElektroManyetik Radyasyona Karşı Koruma Kalkanlama Boyaları Kumaşları ve
Ürünler