İzmir’de baz
istasyonu terörü, rezalet ötesi bir hal aldı
Baz rezaletinde ikinci perde!
Bence | Muhittin Akbel
İzmir’de baz istasyonu terörü, rezalet ötesi bir hal aldı.
İster inanın, ister inanmayın, iki baz istasyonu arasındaki mesafe
50 metreye indirildi!
Geçenlerde köşemde yazmıştım.
İnönü Caddesi’ndeki evimin giriş kapısının önüne dikilen baz
istasyonuna sadece apartman değil, yüzlerce, binlerce mahalle
sakininin tepkisi devam ederken, adamlar alay eder gibi, 50 metre
öteye sabaha karşı bir baz istasyonu daha konduruverdiler.
Utanmasalar, sıkılmasalar, baz istasyonlarını, dekoder gibi
evlerimize sokacaklar.
* * *
Şimdi baz istasyonu rezaletinde ikinci perde oynanıyor!
Karabağlar Belediyesi, apartman çatılarına kaçak yapılmış baz
istasyonlarını, encümenin aldığı karar doğrultusunda, kaçak yapı
mualemesi yaparak kapatıyor.
Yol üzerindeki aydınlatma direklerindeki baz istasyonlarını da
yıkmak istiyor. Çünkü imar kanununda, kamuya ait malların (direk de
kamu malıdır), başka amaçla kullanılmayacağı hükmü var.
İnsan sağlığına zarar verecek konumda, aydınlatma direklerine kurulu
baz istasyonlarını yıkmak istediğinde, karşısına TEDAŞ çıkıyor.
* * *
İki ay önce Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı, 81 ilin
valisine bir genelge gönderdi.
Bakan Binali Yıldırım, genelgeyle, kamu hizmeti niteliğinde olan
mobil iletişimin sürdürülebilir olması için valilerden, baz
istasyonlarına müdahale edilmemesini, istasyonun kurulması ve
işletilmesi konularında her türlü kolaylığın sağlanmasını istedi.
Genelgede, “Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu’nun (BTK) gerekli
izin ve onaylarının alınmış olması kaydı ile...” diye bir şerh
konmuş!
İyi ki böyle bir şerh koymayı unutmamışlar!
Sanıyorlar ki, BTK yetkilileri, baz istasyonunun kurulacağı noktada
inceleme yapıyor, ondan sonra onay veriyor.
Halbuki noterden farkları yok.
Sinyal vericinin, insanlardan en az 300 metre uzakta olması
gerektiğini sanki bilmiyorlarmış gibi, bir apartmanın giriş
kapısının önüne kurulmasına onay veriyorlar. Arkaların-da bakan da
var, devlet de...
BTK yetkilileri öylesine sorumsuzca davranıyorlar ki, onay
verdikleri baz istasyonunun 50 metre ötesine ikincisinin dikilmesini
de uygun görüyorlar.
Sağlığı hiçe sayılan vatandaşın, BTK’ya güveni sıfırdır. TEDAŞ, GSM
şirketinden aldığı üç beş kuruşu kar belliyor.
Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu, insan sağlığını hiçe
sayarak, GSM şirketlerinin baz istasyonu kurma taleplerini aynen
yerine getiriyor.
Bakanlık, valiliklere genelge yollayarak, baz istasyonu kurulması
konusunda her türlü desteğin sağlanmasını isteyebiliyor.
Böylesine tuhaf zihniyetlerin zincir olduğu bir Türkiye’de vatandaş
sağlığını nasıl koruyacak?
Başka çare kalmadı.
Görünen o ki, bu iş mahkemede bitecek.
İnanıyorum ki yargı, vatandaşın sağlığını daha öncelikli sayacak,
rezaletin üçüncü perdesinin sahnelenmesine izin vermeyecektir.